UYKU APNESİ

Uyku apnesi (sadece apne olarak da bilinir), uyku sırasındaki solunum duraklamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına sebep olan önemli bir hastalıktır.  Uykudaki solunum duraklamaları sonucunda kandaki oksijen miktarı azalır ve karbondioksit miktarı artar.

Uyku apnesinin 3 ana belirtisi vardır: horlama, gündüz uykululuk hali, tanıklı apne.

Uyku apnesi merkezi sinir sistemindeki bir problem nedeniyle (merkezi uyku apnesi) veya solunum yollarındaki bir tıkanıklık nedeniyle (tıkayıcı uyku apnesi) oluşabilir.
Bazen de bu her iki durum birlikte olmaktadır (bileşik uyku apnesi). Bu hastalığın değerlendirilmesinde sadece solunumun durması (apne) değil, aynı zamanda solunumun azalması da (hipopne) hesaba katılmaktadır.

Yüksek tansiyon, gürültülü horlama, yorgunluk, aşırı sinirlilik, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, sabah görülen başağrısı, kontrol edilemeyen şişmanlama, uykuda terleme, sık idrara çıkma, mide yanması, gündüz uyku basması gibi sorunlar uyku apnesinin sonuçları olarak ortaya çıkabilir.

Bu hastalık ne kadar ciddîdir?

Çağımızın önemli rahatsızlıklarından biri olarak kabul edilen uyku apnesi, önlem alınmadığı takdirde ölümle sonuç-lanabilmektedir. Hastalığın bu denli ciddi sonuçlarının olduğu toplumda çok fazla bilinmemektedir. Bu hastalığa yakalanan kişilerin büyük bir çoğunluğu hastalığı farketmedikleri ya da önemsemedikleri için genellikle hekime gitmemektedirler.

Solunum durmaları (apne) veya azalmaları (hipopne) gece içinde yüzlerce defa takrarlayabilmekte ve bunların ancak çok az bir kısmı hastanın yakınları tarafından fark-edilmektedir.  Bu nedenlerle ve doğuracağı sonuçlar bakımından, uyku apnesi uzmanlarca sinsi ilerleyen bir hastalık olarak nitelendirilmektedir.
Uyku apnesi acil tedavi gerektiren hayati bir hastalıktır. Zamanında tedavi edilemezse kalp krizi, felç, iktidarsızlık (impotans), düzensiz kalp atışları gibi sorunlara yol açar. Ayrıca kazalara, iş verimsizliğine ve sosyal problemlere neden olabilen gün içi aşırı uyku haline sebep olur. Gündüz uykululuğun trafik kazalarına da yol açtığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.

Uyku apnesi kimlerde görülebilir?

Uyku apnesi her ne kadar erişkinlerde, erkeklerde, horlayanlarda, menopoza girmiş bayanlarda, yaşlılarda ve kilolularda daha sık görülmekte ise de bu hastalık çocuklarda, genç bayanlarda ve zayıf insanlarda da tespit edilmektedir. Kısacası uyku apnesi her yaşta görülebilen bir hastalıktır.
Kadınların en az %2′sinde ve erkeklerin %4′ünde görülmektedir. Bu rakamlar hastalığın en az astım ve şeker hastalığı kadar yaygın olduğunu göstermektedir.

Çoçuklarda uyku apnesi, büyük bademciğe ve geniz etine bağlı olarak gözlenebilir. Ayrıca, alkol ve sigara bağımlılarında, yanlış uyku pozisyonunda uyuyan, aşırı kilolularda, alt çenesi gelişim geriliği gösterenlerde, boyun yüksekliği kısa olanlarda ve alerji, anti histaminik, kas gevşetici veya sakinleştirici gibi ilaçlar kullananlarda da uyku apnesi görülme riski yüksektir.

Uyku apnesinin belirtileri

Uyku apnesi hayati sağlık sorunlarına neden olabilen ciddi bir hastalık olsa da uyku apnesinin belirtilerini hastanın farkedebilmesi oldukça zordur. Hasta genellikle, uykudaki normal olmayan durumlardan, eşinin veya yakınlarının farketmesiyle haberdar olur.

Düzensiz solunum:

Uyku apnesinin en önemli belirtisi gece uykusu süresince ani solunum duraklamaları, çok gürültülü horlamalar ve iç çekmelerdir. Bu solunum düzensizlikleri, çoğu kişide görülen yumuşak ve hafif horlamalardan farklıdır. Horlayan insanların çoğunda bu tip horlamalar daha çok sırtüstü uyuma sırasında gerçekleşir. Uyku apnesinin sonucu olarak ortaya çıkan horlamalar ise her türlü pozisyonda gerçekleşebilir. Uyku apnesi olan hasta, el-kol hareketleri ile rahatsız bir şekilde uyumaya çalışır.

UYKUDA NEFESİN DURMASI

Düzensiz solunum bir çok insanda, duruma bağlı olarak uykuya dalma, uyanma veya rüya görme sırasında görülebilir. Diğer bir taraftan uyku apneli hastalarda sık sık tekrarlanan uzun süreli solunum durmaları olmaktadır. Bu solunum duraklamaları, uyku apnesinin en önemli belirtilerinden biridir. Apneli hastalarda süresi 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları, bir dakikadan fazla sürelere kadar devam edebilir. Uykuları boyunca bir saatte 10’dan fazla tekrarlayan ve 10 saniyeden bir dakikaya varan nefes durmaları ile boğulurcasına mücadele eden kişilerde uyku ve oksijen yetersizliği oluşmaktadır. Bunların sonucu olarak hastalarda büyük sorunlar oluşmaktadır.

Gündüz aşırı uyku hali:

Gece uyku kalitesinin bozulması nedeniyle gün boyunca kendini yorgun hisseden hastaların kitap okurken ya da televizyon seyrederken uyuklamaları olabilir. Bu durum özellikle araç kullanan hastalar için önemlidir. Uyku apne sendromu olan hastaların trafik kazası yapma riski normalden 8 kat fazladır. Bu da hastalarda inanılmaz derece yorgunluğa dolayısıyla konsantre olamamaya neden olur.
Uyku apnesi tedavisinde kullanılan CPAP cihazı:

Uyku apnesi belirtilerini gösteren ve benzer şikayetlere neden olan değişik uyku bozukluğu hastalıkları da vardır. Bu nedenle uyku apnesinin kesin teşhisi ve şiddetinin ölçülebilmesi, laboratuvarda yapılan “uyku çalışması” adı verilen gelişmiş bir teknikle mümkündür. Uyku laboratuvarlarında “poligrafik tetkik” adı verilen incelemelerin yapılması gerekmektedir. Uyku sırasında bir çok parametrenin kaydedildiği “poligrafik tetkik”, beyin bölgelerinin aktiviteleri, uykunun yapısı ve uyku bozuklukları hakkında sağlıklı ve bilimsel bilgiler veren modern bir laboratuvar yöntemidir.

Bu yöntemle; solunum hareketleri, hastanın uyku sırasındaki oksijen miktarı, kalp ritmi ve EKG kayıtları alınarak bunların beden fonksiyonları üzerindeki etkileri incelenir.

Uyku testlerinden sonra elde edilen bilgiler değerlendirilerek uyku apnesinin gerçekten tedaviye ihtiyaç gösterip göstermediğine karar verilir. Uyku apnesi tespit edilen hastalarda vakit geçirmeden tedaviye başlanması gerekir.

Uyku apnesi teşhisi koyulan bazı hastaların Kulak-Burun-Boğaz uzmanının kontrolundan geçmesi uzmanlarca tavsiye edilir. Apnenin sebebi anatomik bozukluklardan kaynaklanıyorsa cerrahi yöntemler, protez veya nadiren de olsa ilaç tedavisi uygulanabilir.
Çoğu uyku apnesi vakalarının tedavisinde, hastanın uyku sırasındaki solunumuna yardımcı olan cihazlar kullanılır. Bu cihazlardan bazıları şunlardır:

* Özellikle tıkayıcı apnenin en etkili tedavisi CPAP (Continious Positive Airway Pressure) cihazının uygulanmasıyla olur. Bu cihazın kullanılmasındaki amaç hastaya sürekli ve sabit olarak hava basıncı uygulayarak uyku sırasında kapanan üst hava yollarını açık tutmaktır. CPAP cihazı hastanın burnuna yerleştirilen ya da burnu ve ağzı tamamen içine alan, yumuşak silikon bir maske ve bunu cihaza birleştiren hortumdan ibarettir. Hafif ve orta şiddetli vakaların tedavisinde kullanılan bu cihazın olumlu etkisi birkaç gün içinde görülür.

* Tıkayıcı uyku apnesinin daha ağır olan vakalarında hem nefes alma hem de nefes verme durumlarına göre özel olarak hava basıncını ayarlayan BIPAP® (Bi-level Positive Airway Pressure) veya VPAP™ (Variable Positive Airway Pressure) cihazları kullanılır. Bu cihazlar bileşik uyku apnesinin hafif vakalarının tedavisinde de başarılı sonuçlar vermektedirler.

* Bileşik ve merkezi tipteki uyku apnesi tedavisinde, özellikle durumu ağır olan hastalarda, uyku sırasında nefes alışverişini çeşitli değişik tekniklerle düzenleyen APAP (Automatic Positive Airway Pressure), xPAP ST (Spontaneous Time) veya ASV (Adaptive servo-ventilation) cihazları kullanılmaktadır.
Uyku apnesinin çeşitleri:

Uyku apnesinin üç temel çeşidi vardır. Tıkayıcı tarzda olan, merkezi yani beyindeki solunum merkezine bağlı olan ve bu ikisinin karışımıdır. Araştırmalara göre  hastaların yaklaşık %84’ünde tıkayıcı uyku apnesi, %1’inde merkezi uyku apnesi ve %15’inde bileşik uyku apnesi görülmektedir.

TIKAYICI UYKU APNESİ (OBSTRUCTIVE APNEA)

Tıkayıcı tipte uyku apnesi boğazdaki kasların, havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesi sonucu oluşur. Bu kaslar yumuşak damağa, küçük dile, yutağa ve dile aittir. Bu kaslar gevşediği zaman nefes alma sırasında hava yolu daralır ve solunum bir süre için durur. Bunun sonucunda, kandaki oksijen miktarı azalır, beyin bu azalmayı algılar ve uyku derinliğini azaltarak ya da kişiyi uyandırarak hava yolunun tekrar açılmasını sağlamaya çalışır. Uyku derinliğinin azalmasını takiben bazı kişilerde bir-iki kısa nefes alma ile, bazı kişilerde ise şiddetli horlama ve yutkunma sesleri ile solunum tekrar başlatılır. Bu derecede uyku apnesi olduğunda derin uykuya geçmek hiç mümkün olmaz. Kişi bütün uykusunu solunum çabası içinde geçirir ve gündüz uyuma ihtiyacı duyar. Uyku apnesi olan kişiler genellikle uykularının bölündüğünün farkında değildir ve iyi uyuduklarını zanneder.
MERKEZİ UYKU APNESİ (CENTRAL APNEA)

Merkezi tipte uyku apnesi çok daha nadir görülür ve beynin solunumu kontrol eden kaslara doğru sinyaller göndermemesi sonucunda ortaya çıkar. Kanda karbondiositin artması ve oksijenin azalması sonucu, kişi uyanır. Merkezi tipte uyku apnesi olan hastalar uyanma dönemlerini tıkayıcı uyku apnesi olan hastalara göre daha fazla hatırlar.

BİLEŞİK UYKU APNESİ (COMPLEX-MİXED APNEA)

Bileşik uyku apnesi olan hastalarda apne önce tıkayıcı uyku apnesi belirtileri göstermektedir. Hasta saatte yaklaşık 20 – 30 kere tıkanma yaşar. Tıkayıcı tipteki apnenin tedavisinden sonra hastalık, merkezi uyku apnesi belirtilerini daha belirgin olarak gösterir. Bir başka deyişle, tıkayıcı tipteki uyku apnesinde uygulanan solunum yoluna basınçlı hava veren tedavi yöntemi CPAP (Continuous Positive Airway Pressure), bileşik uyku apnesini tam olarak tedavi edememektedir. CPAP cihazı ile tedavilerine başlanılan hastalarda tıkanmalar kesilse de uykularında düzgün nefes alamama problemleri devam etmekte ve merkezi uyku apnesinin belirtilerini göstermektedir.

Bu apne çeşidi uzun yıllardır gözlenmesine de son yıllarda uzmanlar tarafından ayrı bir tür olarak kategorize edilmiştir.

Uyku apnesinin sonuçları

* Yüksek tansiyon: Uyku apnesi yüksek tansiyon için tek başına bağımsız bir risk faktörüdür.
* Gürültülü horlama: Üst solunum yolunun genellikle dil arkasındaki alanda daralması sonucu, daralma ile orantılı olarak horlama artar. Her horlayan kişide uyku apnesi yoktur; fakat horlama düzensiz ve zaman zaman solunum güçlüğü ile birlikte olmakta ise, kişide apne olma ihtimali vardır ve uzman görüşü mutlaka alınmalıdır.
* Kalp büyümesi ve kalp atımında düzensizlikler: Özellikle ileri yaşlarda kalp ritmindeki düzensizlikler ani kalp durmalarına da yol açarak, uykuda ani ölümlere sebep olmaktadır.
* Sık idrara çıkma
* Uykuda aşırı terleme
* Uykusuzluk ve huzursuz uyku
* Sabahları yorgun kalkma, gün içinde yorgunluk hali ve uyuklama: Hastalarda yorgunluk bütün gün devam etmektedir. Hastaların çoğu  fırsat buldukça uyumakta ya da uyuklamaktadır. İleri seviyede uyku apnesi olan hastaların trafikte kırmızı ışıkta kısa süreli uyukladıkları rapor edilmiştir.
* Aşırı ve hızlı kilo alma: Uyku apnesine bağlı olarak gece boyu tam dinlenemeyen kişilerin gün içinde metabolizmaları oldukça yavaşlar. Bu da hastanın daha az enerji harcamasına ve kilo almasına sebep olur. Uyku apnesi olan hastalar kilo vermekte çok zorlanır.
* Konsantrasyon güçlüğü: Gündüz uykulu olma durumunun ve konsantrasyon eksikliğinin trafik ve iş kazalarına da yol açtığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.
* Depresyon ve davranış bozuklukları
* Cinsel isteksizlik, yetersizlik
* Sabah başağrısı ve ağız kuruluğu
* Mide yanması
* Çocuklarda hiperaktivite
* İnsülin direnci: Uyku apnesi olan hastalarda diyabet gelişimi daha muhtemeldir.
* Felç ve kalp krizi oranları bu hastalarda daha yüksektir.  Bu hastalık uzun dönemde kalp krizi, beyin ve damar tıkanıkları sonucu felçler gibi ciddi problemlere yol açmaktadır.
* Pulmoner yüksek tansiyon: Bu hastalarda akciğer damarlarında da yüksek basınç olabilir.

Kaliteli uykunun önemi:

Canlıların vazgeçilmez ihtiyacı olan uyku, beyin hücrelerinin ve vücut sisteminin düzenli çalışmasını sağlamasında gerekli olan yaşamsal bir faz olarak tanımlanabilir. İyi bir uyku alındığının başlıca ölçüsü sabah dinç uyanmak ve kişinin kendisini gün içinde zinde hissetmesidir.

Uyku apnesi solunum düzensizliklerine, bu düzensizlikler de kişinin gece boyunca bazen kısmi, bazen de tamamen uyanmasına sebep olur. Bu yarı ya da tam uyanıklık durumları, hastanın derin ve kesintisiz uyku uyumasını engellemekte, bu da uykunun kalitesini bozmaktadır. Gece boyu yaşanan uyanıklık durumları bazen hasta tarafından farkedilebilir. Bu durumda hasta gece sık sık uyanma, idrara çıkma veya uykusuzluk şikayeti ile hekime başvurmaktadır. Bazen de gece içinde solunum düzensizliklerinin ortaya çıkardığı uyanıklıklar çok kısa sürmekte ve 5-10 saniye süren bu uyanıklıklar hasta tarafından farkedilmemektedir. Bu kez de hasta, yorgunluk ve gündüz uykulu olma şikayeti ile hekime başvurmaktadır.
Hasta özellikle tıkayıcı uyku apnesi durumunda her solunum durmasının ardından 5-10 saniye süreyle uyanmakta, daha doğrusu ancak uyanarak solunum durmasını sonlandırabilmektedir. Bu kısa süreli uyanıklıklar hasta tarafından hissedilmemekte, uykuda süreklilik kazanılamadığı için uykunun asıl dinlendirici etkisi olan derin uyku dönemlerine ulaşılması mümkün olmamaktadır. Böylece hasta, farkında olmadan kalitesiz, yüzeysel ve kısa süreli uyanıklıklarla bölünmüş bir uyku uyumaktadır.

Hastanın gece boyunca birkaç kez, bazen daha sık idrar yapma ihtiyacı duyması, gece boyunca aşırı terlemesi ve sabah kalktığında kendisini yorgun ve uykulu hissetmesi gece boyu aldığı kalitesiz uykunun göstergesidir. Yorgunluk bütün gün devam etmekte, hastaların çoğu gündüz fırsat buldukça uyumakta ya da uyuklamaktadır. Tüm bunlar hastaların gün boyu verimliliklerinin düşmesine, isteksiz, gergin ve sıkıntılı olmalarına yol açar.